
Hak İşçi Sendikalar Konfederasyonu İstanbul İl Başkanı Mustafa Şişman, Türkiye'deki sendikalaşma oranının 20 yıl öncesine göre daha geride olduğunu söyledi. Aynı zamanda Hizmet -İş Sendikası 5 Nolu Şube Başkanı da olan Şişman, gerilemenin en önemli sebebinin taşeronlaşma olduğunu iddia etti.
Taşeronlaşmanın ülkemizdeki başlangıcının 1936 olmasına rağmen 2000'li yıllarda yaygınlaştığını söyleyen Şişman, sözlerine şöyle devam etti:
"5620 sayılı Kamuda Geçici İş Pozisyonlarında Çalışanların Sürekli İşçi Kadrolarına veya Sözleşmeli Personel Statüsüne Geçirilmeleri, Geçici İşçi Çalıştırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun 21 Nisan 2007 tarihli ve 26500 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. O dönemin hükümeti kamudaki tüm geçici işçileri daimi işçi yapma kararı aldı. Fakat o günde itibaren kadroya yeni eleman alımlarını da durdurdu. Tek istisnası engelli kadrosuna kanundan kaynaklanan istisnalar ile belli oranda alım zorunlu olarak yapılmakta. İŞKUR üzerinden şartları tutan kardeşlerimizin tek tük işe girebiliyor. Taşeronluk işçi sınıfının onurunu zedelemektedir. İşçi sınıfı insanlık onurunun temsilcileridir, yiğit emekçileridir. Emeğin emekçinin önündeki en büyük hak gaspı olan taşeronlaşmadan bir an önce vazgeçilmelidir. Taşeronlaşma iş garantisinin olmamasıdır. İşçi gece yastığa başını koyduğunda ertesi sabah çalışabileceği bir işin varlığından emin olamamaktadır."
‘İŞİNDEN OLMA KORKUSU VAR’
Taşeronlaşmanın sendikal mücadeleye karşı darbe olarak tanımlaması gerektiğinin altını çizen Şişman; “Değişen, dönüşen ve gelişen Türkiye'nin bu yeni sürecini bizler de destekliyoruz. Doğal olarak bu değişimden işçi sınıfının da nasiplenmesini istiyoruz. Tabiri caizse bazı şeylerin formatlanmasını istiyoruz. 5620 sayılı kanunun yenilenen Türkiye'de değiştirilmesini, insanı aşağılayan taşeron anlayışına bir son verilmesi umut ediyoruz. Taşeron işçi statüsündeki bir arkadaşımıza sendikalı olma teklifi ile gittiğimizde, ‘önce işim’ diyor. Çünkü işveren sendikal örgütlenme yapmak istediği anda onu kapının önüne koyabiliyor. 20 yıl önce sendikal mücadele daha güçlüydü. Taşeronlaşma yüzünden emeğinin, ekmeğinin, eşinin, evladının hakkını aradığı anda işsiz kalıyor. Türkiye'de sosyal güvenlik primi ödeyen yaklaşık 15 milyon vatandaşımız var. Bunun yalnızca 1 milyon 300 bini sendika üyesidir. Bu çok acı bir rakam. Dünya ölçeğinde dahi işçi sınıfının en yoğun olduğu İstanbul gibi bir kentte bile sendikalara üye olma oranı yüzde 10 seviyesinde maalesef” dedi.
‘SENDİKA HER ANLAMDA GÜVENCEDİR’
Sendikalı olmaları için işçilere çağrıda bulunan Mustafa Şişman, “Sendikalı olmak için kararlı ve örgütlü olun. HAK -İŞ, DİSK, TÜRK- İŞ ya da bir başka konfederasyona ait sendikalara üye olabilirsiniz. Ama mutlaka ve mutlaka sendikalı olun. Sendikalar size; iş güvencesi sunar, sosyal ihtiyaçlarınızı karşılar, iş yeri yönetiminin tutumuna karşı güvence verir. Toplu sözleşmeler sayesinde taleplerinizi elde edersiniz, sağlıklı koşullarda çalışırsınız, ücrette adalet sağlanır. Türkiye'nin en önemli sorunlarından olan fazla çalıştırılma problemine çözüm üretirsiniz” ifadelerini kullandı.