
Başakşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü tarafından düzenlen program Şahintepe Bilgievi’nde gerçekleştirildi. Eğitimci-Yazar Hatice Kübra Tongar programda, “Hepimizin duasında iyi anne baba olmak vardır. Dünya’da sağlığımız huzurumuz olsa dahi mutlaka eksiğimiz vardır. Bizde tamam olması cennettedir, deriz. Dünya hayatı içerisinde de de cennet doneleri vermiştir. Çocuğun doğumu da bunlardan birisidir. Batı’nın çocuk eğitimi ile bizim çocuk eğitimimiz farklılıklar gösterir. Batı’nın çocuk eğitimi senelerle değişmiş ve hep eksik kalmıştır. Biz cenneti hatırlarız çocuğu baktığımızda. Adetlerle değil, ayetlerle çocuk eğitimini baz almalıyız. Biz genelde din ayrı bir yerde bilim ayrı bir yerde olarak düşünürüz. Bu beş vakit namaz kılan ama on vakit yalan söyleyen insanlar ortaya çıkmasına sebep oluyor. Namazında niyazında anne babalar çocuklarına kötü davranabiliyor. Din sadece ibadetleri sistematize ediyor, nasıl bir anne nasıl bir eş olacağımı söylemiyor inancındayız. Tebareke suresinde, yaradan yarattığını bilmez mi buyuruyor? Şüphesiz ki yaradan çocuklarımızı nasıl eğitmemiz gerektiğini de bize göstermiştir” dedi.

‘İmgelerimiz çocuklarımızı tanımamızı engelliyor’
Çocuklarımızı gerçekten bilmek istiyor muyuz? Sorusunu yönelten Tongar, sözlerini şöyle sürdürdü, “ Çocuklarımızın gerçekten kim olduklarını araştırmak, bilmek yerine zihnimizdeki şemalara göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Ben hangi mesleği seçmesini istediysem o mesleği seçsin istiyoruz. Çocuğumuzun neye yeteneği var, duyguları nedir bunları önemsemiyoruz. Toplum benim nasıl çocuğumu yetiştirmemi istiyorsa o şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz. Aynı evde aynı çatı altında yaşadığımız çocuklarımızla aramızda uçurumlar açılmasını sağlayan engeller vardır. Bunlar; beklentilerimiz, ego dur. Çocuğumuz doğar doğmaz şu okula gitsin, şunlarla ilgilensin, şu kurslara gitsin diye planlar yapıyoruz. Kafamızda oluşturduğumuz çocuk imgeleri çocuğumuzu gerçek manada bilmemize engel oluyor. Çocuklarımızın yeteneklerini iyi gözlemlemeli ve ona göre yetiştirmeliyiz.”
‘İmgelerimiz çocuklarımızı tanımamızı engelliyor’
Çocuklarımızı gerçekten bilmek istiyor muyuz? Sorusunu yönelten Tongar, sözlerini şöyle sürdürdü, “ Çocuklarımızın gerçekten kim olduklarını araştırmak, bilmek yerine zihnimizdeki şemalara göre şekillendirmeye çalışıyoruz. Ben hangi mesleği seçmesini istediysem o mesleği seçsin istiyoruz. Çocuğumuzun neye yeteneği var, duyguları nedir bunları önemsemiyoruz. Toplum benim nasıl çocuğumu yetiştirmemi istiyorsa o şekilde yetiştirmeye çalışıyoruz. Aynı evde aynı çatı altında yaşadığımız çocuklarımızla aramızda uçurumlar açılmasını sağlayan engeller vardır. Bunlar; beklentilerimiz, ego dur. Çocuğumuz doğar doğmaz şu okula gitsin, şunlarla ilgilensin, şu kurslara gitsin diye planlar yapıyoruz. Kafamızda oluşturduğumuz çocuk imgeleri çocuğumuzu gerçek manada bilmemize engel oluyor. Çocuklarımızın yeteneklerini iyi gözlemlemeli ve ona göre yetiştirmeliyiz.”