banner262
Öne Çıkanlar türkiye kent yaşam gazetesi extrahaber gündem istanbul

'Çılgın Proje mi? Felaket mi?'

‘Çılgın Proje’ diye nitelenen ‘Kanal İstanbul’un güzergahı belirlenip, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan detaylı bir açıklamada bulunduktan sonra ilk sondaj çalışmaları da başlatıldı. Ancak projeyi yaşama geçirmek isteyen AK Parti Hükümeti, kanalın İstanbul’a ve Türkiye’ye çok şey kazandıracağını iddia etse de çevreciler ve olaya muhalif olan siyasiler pek öyle düşünmüyor. Hatta kanal güzergahındaki kırsal kesimde yaşayan vatandaşların da birçok konuda endişesi var.

'Çılgın Proje mi? Felaket mi?'

Projenin her yönüyle ele alınıp tartışılması için tarafların olumlu ya da olumsuz görüşlerini kamuoyu ile paylaşmak adına Kent Yaşam gazetesi olarak Kanal İstanbul’u masaya yatırdık. Bunun için de ilk olarak projenin, İstanbul için bir felaket olacağını iddia eden CHP İBB ve Şişli Belediye Meclis Üyesi Ekonomist Tonguç Çoban’la geniş çerçeveli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Projenin Küçükçekmece Gölü ve tatlı su kaynaklarını yok edip, Marmara Denizi’nin batağa dönüşeceğini ileri süren Tonguç Çoban’la, Kent Yaşam Haber Merkezi ekibi olarak kanal güzergahında bir de gezi gerçekleştirip, ileride yaşanacak gelişmelerden önce mevcut durumu kayıt altına aldık.

2011 yılında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından ‘Çılgın Proje’ diye ortaya atılan Kanal İstanbul’un, İstanbul için bir felaket olacağını ileri süren Tonguç Çoban, proje hayata geçirildiği takdirde kanal yolu üzerinde bulunan Yarımburgaz Mağaraları gibi tarihi öneme sahip yerlerin de tarihi önemlerini kaybedeğini söyledi.

 ‘NE İÇİN YAPILDIĞI BELLİ DEĞİL’

Kanalın hangi amaç doğrultusunda yapılmak istendiğinin detayıyla bilinmediğini belirten Çoban, “Bu kanalın ne için yapıldığı belli değil. Uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış her türlü gemi trafiğine açık bir boğaz dururken hangi gemileri, hangi uluslararası yasa ya da sözleşme ile yapay bir kanala yönlendireceksiniz? Eğer İstanbul boğazındaki nüfusu korumak anlamında bunu yaptığınızı düşünüyorsanız, o zaman yapmayı düşündüğünüz kanalın etrafına kuracağınız kentlerin ve orada yaşayan milyonların güvenliği ne olacak?” diye sordu.

 ‘YENİ RANT ALANI YARATMAK İSTİYORLAR’

Boğaz dışında çok sayıda alternatif geçişlerin olduğunu söyleyen Çoban, gemi trafiğinin rahatlaması için mutlaka yeni bir kanalın yapılmasının şart olmadığını belirterek, “Doğalgaz ve petrol geçişleri için çok sayıda boru hattı yapılıyor. Risk oluşturan tankerler içinse alternatif geçişler mevcut. Boğazın 30-40 Km daha batısında yeni bir kanal açmak istemelerinin tek bir amacı var; boğaz görüntülü, altı betonlu yapay bir su yolu oluşturmak ve kendilerince cazibe merkezi kurmak.Yeni kentleşmelerle yeni rant alanları yaratmak” dedi.

‘ARAZİ SAHİPLERİNE ‘UMUT’ SATIYORLAR’

Yapılacak kanal ile birlikte İstanbul’un nüfus yoğunluğunun daha da artacağını vurgulayan Çoban, “İstanbul şuanda 17 ile 20 milyon arasında bir nüfusa sahip. Ama konut stoğu olarak bakıldığında bu sayının çok üzerinde bir konut satışa hazır bekliyor. Ekonominin yeniden canlanması adına yine gözü İstanbul’a ve onun topraklarına dikmiş durumdalar. Bunun için de şimdiden oradaki arazi sahiplerine ve inşaat firmalarına umut satıyorlar” diye konuştu.

‘MARMARA ÇÜRÜK YUMURTA KOKACAK’

“Karadeniz’i besleyen kaynakların tatlı su olmasına karşın suyundaki tuzluluk, boğazların altından ilerleyen ters yöndeki akıntılardan kaynaklanıyor. Böyle bir durumda İstanbul Boğazı’na paralel 25 metre derinliğinde yeni bir kanal açmak, havuza giren suyu arttırmadan ikinci bir musluk açmak demektir. Boyutları itibariyle Boğaz’da olduğu gibi kanal içerisinde iki yönlü bir akıntı sistemi geliştirilemeyecek ve Karadeniz’in kirli suları Marmara’ya dolacak.

Marmara Denizi’nde bol besinli üst tabaka can çekişen alt tabakaya baskı yapacak ve oksijen hızla azalacak. Oksijen bitince, kanal kapatılsa bile bir daha geri dönüş olmayacak ve oksijensizlik kimyasal dengeleri alt üst ederek, alt tabakadaki hidrojen sülfür yoğunluğunu hızla arttıracak ve İstanbul lodos estiğinde dayanılmaz bir şekilde çürük yumurta kokusuna maruz kalacak. Zamanla Karadeniz’in de ekolojik yapısı bozulacak. Tuna Nehri’nin Karadeniz’i kirlettiğinden şikayet eden Türkiye, kendi eliyle yaptığı ikinci bir boğazla bu kirliliği Marmara’ya taşıyacak. Bu olay Marmara’nın ölü bir denize dönüşmesi demektir.”

‘MALİYETİ VATANDAŞ KARŞILAYACAK’

“Yapacaklarını söyledikleri kanal üzerinde 6 köprü inşa edecekler ve toplam maliyetin 60 milyar dolar olacağı belirtiliyor. Eğer hakikaten bu köprülerin altından gemi geçecekse, buların çok ciddi yüksekliklere sahip olması gerekir. Daha önce yapılan projelerden biliyoruz; yapılan köprülerin her birinin maliyeti bir milyar dolar civarında. Bu maliyeti de ya bütçeden karşılaşayacaksınız ya da yap-işlet-devlet modeli ile. Bu açıdan bakıldığında maliyeti yeniden vatandaştan karşılayacaklar.

HAFRİYAT NE OLACAK?

“237 milyon metreküplük kazının taşınacak hacim olarak boyutu yaklaşık olarak 355 milyon metreküpe tekabül ediyor. Bu boyuttaki bir hafriyatı tek seferde taşımak için 20 metreküp kapasiteli 17 milyon 750 bin kamyona ihtiyaç var. Örneğin, bin kamyonun çalıştığı ve her kamyonun da bir günde 10 sefer yaptığı varsayıldığında günde 200 bin metreküp malzeme taşınabilir. Buna göre toplam hafriyatın taşınabilmesi için bin 775 güne veya yaklaşık beş yıla ihtiyaç var. Bu basit hesap en az hafriyat gerektiren güzergahta bile ortaya çıkacak olan kazı ve taşımacılığın boyutlarının ne olacağını gösteriyor. Hesaba göre hafriyat kamyonları 100 milyon sefer gidiş-geliş yapacak. Bunun yaratacağı trafik sorunu ve kaosa çözüm de üretilmiş değil.”

 ‘ALLAH İSTANBUL’U KORUSUN’

“Yap-işlet-devret modeli ile yapıldığında eğer gemiler geçmez ve firma maliyetini karşılamazsa, firmaya projenin sağındaki ve solundaki araziler verilecek. Dolayısıyla orada tarım yapan vatandaşların malına el konulacak. Onlar oralardan sürülecek ve oradaki kırsal yaşam da bitecek. Şimdi orada proje ile beraber “arsam değerlenir” diye bekleyen gariban köylü daha sonrasında kendi arazisine el konulduğunu görecek. Ve bu araziler, bu firmalara peşkeş çekilecek. Bütün bunları yanyana koyduğumuz zaman, bu projenin yapılacağını düşünmüyorum. Bu projenin hükümetin bir seçim yatırımı olduğu kanaatindeyim. Dolayısıyla işi zamana yayarak, projeyi sürekli ısıtarak, halkın önüne getirecekler. Ama bunun tersi olur da gerçekten proje hayata geçerse Allah gerçekten İstanbul’u korusun.

“KÜÇÜKÇEKMECE GÖLÜ YOK OLACAK”

“Yapılan bilimsel modellemelere göre, Küçükçekmece Terkos Gölü güzergahından çıkacak hafriyat 237 milyon metreküp olacak. Bakanın açıkladığı güzergah, Sazlıdere Barajı’nın feda edilmesi ve İstanbul’un bugün kullandığı suyun yaklaşık yüzde 7 azalması anlamına geliyor. Bununla birlikte doğal bir lagün olan Küçükçekmece Gölü’nün zamanla insan eliyle nasıl yok edildiğini ortaya koyan bir çevresel felaket örneği olarak tarihe geçecek. ÇED başvuru dosyasında barajla ilgili,İstanbul’un 24-25 günlük su ihtiyacını sağlayan Sazlıdere Barajı ön plana çıkmakta olup, bu projenin uygulanması halinde, güzergâh üzerinde yer alan bu barajın iptali gerekecek.

 “KİMSE CİDDİYE ALMIYOR”

Uluslararası platformlarda kanalla ilgili olumlu ya da olumsuz bir açıklama yapılmadı. Çünkü uluslararası kamuoyu da böyle bir projenin hayata geçirileceğine inanmıyor. Bu açıdan ‘biz kanalı kullanırız ya da kullanmayız’ diye bir açıklama yapmıyorlar. Ciddiye almadıkları için açıklama yapma gereği de duymuyorlar. Kaldı ki ortada Montrö Boğazlar Sözleşmesi var. Eğer siz gelecek olan gemileri yeni yapılacak kanala yönlendirecekseniz, yeniden uluslararası bir anlaşma yapmanız gerekir.”

‘İBB BU İŞİN NERESİNDE?’

Konuşmasında proje ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin herhangi bir açıklama, öneri ya da tavsiyesi olmadığını da söyleyen Çoban, “Bu proje ortaya atılırken proje ile ilgili en ufak bir detay dile getirilmiş değil. İstanbul Büyükşehir Belediyesi bu projenin neresindedir? Bu proje içinde yapılacak olan imar planları nelerdir? En ufak bir bilgi yok. Böyle bir şey olabilir mi? İstanbul maalesef İstanbul dışından yönetiliyor. Bu açıdan İstanbul’un kent yapılanması tamamen buradaki erk tarafından yapılmalı. Bu kadar devasa bir proje konuşuluyor ama İBB’nin bunun herhangi bir tarafında yeri yok” dedi.

KANAL İSTANBUL ARSA OFİSİ

Öte yandan projenin güzergahı üzerinde bulunan yerleşim yerlerinde arsa satışları da tavan yapmış durumda. Gayri menkul firmaları tarafından yapılan lansmanlarda ‘Kanal İstanbul Manzaralı...’ başlıklı tanıtıcı ilanlar dikkat çekerken, güzergah üzerinde de çok sayıda ‘Kanal İstanbul Arsa Ofisi’ kurulduğu gözlerden kaçmıyor.

Tonguç Çoban Kimdir?

Boğaziçi Üniversiyesi Ekonomi bölümü mezunu olan Tonguç Çoban uzun yıllar sendikal hareket içinde yer aldı. DİSK bünyesinde yıllarca araştırmacı, danışman ve eğitimci olarak görev yaptı. 2014 yılında CHP Şişli Belediye Meclis Üyesi seçildi. Aynı zamanda partisinin İBB Meclisi üyeliği görevini de sürdüren Çoban halen CHP’li kimliği ile çalışmalarına devam ediyor.

BAKAN ARSLAN, KANAL İSTANBUL’UN GÜZERGAHINI BU ŞEKİLDE AÇIKLAMIŞTI

"Bu projedeki amacımız; Boğaziçi üzerindeki gemi trafiğinden kaynaklı yükü azaltmak, tehlikeli madde taşıyan gemilerden kaynaklı riskleri azaltmak, su yolu güzergahında kentsel dönüşüm de yaparak modern yaşam alanı sağlamaktı. Ayrıca, İstanbul'da su yolu taşımasından kaynaklı ülkemizin hem konumunu hem de cazibesini artırmaktı.

Tüm çalışmalar değerlendirildi, deprem ve tsunami risk değerlendirmeleri yapıldı. Jeolojik etütlerin entegre olacağı çalışmalar tamamlandı. İTÜ, Boğaziçi, ODTÜ ve Gazi üniversitelerinden destek alındı. Uluslararası uzmanlardan destek aldık ve bu destekler sürüyor. 35 kurum - kuruluşun çalışmalarıyla çevresel koşullar, maden alanları, yeraltı ve yer üstü su kaynakları, toprak kaynakları gibi etkenler çerçevesinde yapılabilirlik dikkate alındı. 5 farklı alternatif üzerinde yapılan tüm çalışmalar sonunda, 4. alternatifte karar kılındı. Kanal İstanbul Projesi, Küçükçekmece Gölü'nden girecek ve Sazlısu Barajı'nın oradan Terkos Barajı'nın doğusundan Karedeniz'e çıkmış olacak. Güzergahımız yaklaşık 45 km.

Çalışmaları yaparken Terkos Gölü su havzasıyla etkileşimi olmaması adına kritik sınırdan doğu istikametine yaklaşık 500 Km uzaklaştırıldı. Baklalı ve Dursunköy yerleşkelerinin kanal havası altında kalmaması adına bu yol izlendi ve bölge sakinlerinin olumsuz etkilenmemesi sağlandı.

Liman ve lojistik merkezi gibi entegre projeler değerlendirildi. Karadeniz'den çıkacak dolgu malzemeleriyle yapılacak proje alanları, Marmara Denizi'nden çıkacak dolgu ile yapılacak yapay adalar dahil, hepsi birlikte değerlendirilecek ve ayrıntılar netleşecek. Muhtemel dolgu alanlarıyla yapay adaların büyüklükleri ve konumları ön çalışma olarak ortaya kondu; nihai sonuç paylaşılacak.

Marmara tarafında 3 tane geçişi, Marmaray Projesi'nde olduğu gibi batırma tüple Küçükçekmece Gölü'nün altından geçirmeyi hedefliyoruz. Kuzey istikametinde olan diğer alternatiflerin tamamı ise köprü geçişi şeklinde olacak.

Kanal İstanbul'dan kaynaklı yarma yaptığımız için, karşıdan karşıya geçişlerde çok da uzun mesafeli viyadük gerektiren geçişler olmayacak. Gemilerin geçiş yüksekliğini kurtaracak geçişler söz konusu olacak.

Kent YAŞAM

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner259

banner264