
CHP İBB ve Bahçelievler Meclis Üyesi Berke Merter, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Nisan ayı meclis toplantısında gündem dışı söz alarak İstanbul’un temel ihtiyaçlarından biri olan bir şehir parkının bugüne kadar neden planlanmadığını sordu. Bu konuda verilen sözlerin olduğunu ve bu sözlerin unutularak hayata geçmediğini hatırlatan CHP İBB ve Bahçelievler Meclis Üyesi Berke Merter, kişi başına düşen yeşil alan miktarının bir metrekarenin altında olduğu ve İstanbul’da biran evvel bir şehir parkının planlanması gerektiğini söyledi. Merter, konuşmasında ayrıca yapılacak bu şehir parkına ‘Atatürk Şehir Parkı’ isminin verilmesini önerdi.
‘Şehir parkları metropollerin simgeleridir’
Merter konuşmasında şu ifadelere yer verdi; Yüce Allah’ın insanlara vaat ettiği ‘Cennet’ kelime olarak ‘Bahçe’ anlamına gelmektedir. Bahçe ve cennet kelimelerinin aynı anlamda kullanılması ağaca, yeşilliğe ne kadar önem verdiğini göstermesi bakımından oldukça manidardır. Biz Çapulcular da hala bu cennet hayalinden vazgeçmedik. Dünya’da şehir merkezlerinde ki cennet bahçelerinden şöyle bir bahsedersek, New York’un 3.500 dönümlük Central Parkı, Londra’nın 2500 dönümlük Hyde ve Kensington Parkı, yine Londra'da 10.000 dönümlük rick Hmond parkı, Paris'in 8.500 dönümlük Bois de Boulogne Parkı, Mexico City’nin 4.000 dönümlük Chapultecep parkı Dublin'de 8.000 dönümlük Phonix Parkı var ve bunlar sadece bir kaç büyük metropollerin parkı. Yoksa burada her yerdekini saysak yer ve zaman kalmaz. Ama maalesef önemli dünya metropolleri arasında olan İstanbul’un büyük bir tane bile şehir parkı yok. Büyük şehir parkları bulundukları metporpollerin ününe ün katıp adeta onların dünyaca meşhur sembolleri haline gelebiliyor. Keşke İstanbul’unda böyle bütün dünyanın tanıdığı bir parkı olsaydı. Bu tür parkların hemen hemen hepsi turistlerin önemli uğrak yerlerinden birine dönüşüyor.
Çocuklarımız dört duvar arasına sıkışmış durumda’
Aslında bundan çok daha önemlisi bu tür yerler şehir nüfusun hayatını önemli oranda kaliteleştiriyor ve güzelleştiriyor. Buranın güzelliği de alışveriş merkezlerinin aksine para konuşmuyor orada, parklarda herkes eşit olarak güzel vakit geçirebiliyor sadece zenginler değil. Ama buna karşın sanki bizden beklenen; bütün boş zamanlarımızıda, İstanbul’un her köşesinde yükselen bu alışveriş merkezlerinde gezip,devamlı para harcayıp, tüketmemiz. Yeşillik de olmadığı için insanlar bu tür kapitalist tapınaklara dolup taşıyor. Çocuklarımızı da dört duvar arasında sıkışıp kalmak ya da arabaların ve egzozun yoğun olduğu sokak aralarında oynamak seçeneği kalıyor. Böyle bir ortamda yetişen çocuklarımızın da hem bedenen, hem psikolojik olarak gelişimini nasıl etkilediği ayrı bir tartışma konusu. Uluslararası standartlarda 700-800 metre yarıçaplı bir alanla insanların yürüyerek ulaşabilecekleri bir yeşil alan, yani bir park olmalı. Halbuki, İstanbul bu standarttan çok uzakta.
‘Kişi başına düşen yeşil alan miktarımız çok gerilerde’
Dünya Sağlık Örgütü’ne göre sağlıklı bir yaşam için en azındran 9 metrekare kişi başına yeşil alan lazım. 1999 depreminden sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın mevzuatı ile halka toplanma alanları yaratmak amacıyla kişi başına düşen yeşil alan miktarı 7 metrekareden, 10 metrekareye çıkarıldı. Ama bu maalesef kağıt da kaldı. Şehir planlamacılar odasına göre İstanbul’un kişe başına düşen aktif yeşil alanı bir metrekarenin bile altında. İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerine göre ise, İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarının 6-7 metrekare olduğunu ama bu orana pasif alan olarak tabir edilen yol kenarları ve kavşaklardaki yeşil alanların da dahil edildiğini biliyoruz.
‘Atatürk Havalimanı yerine büyük bir şehir parkı yapılmasını destekliyoruz’
Yani bu miktar Şehir Bakanlığımızın ve Dünya Sağlık Örgütü’nün tavsiye ettiği standartının çok altında. Dünya’ya bir göz attığımızda Stockholm da 87,5, Londra’da 27, New York’ta 23 ve Berlin’de 21 metrekare aktif yeşil alan olduğunu gördüğümüzdeİstanbul’un ne durumda olduğunu daha iyi anlayabiliyoruz. Herhalde AKP iktidarı da bu konuda İstanbul’un eksiği olduğunu düşünüyor ki, dönemin Başbakanı Sayın Erdoğan ‘Ben bu ülkenin başında oldukça yeşil alan olacak’ ve ‘Buraya bölge parkı yapacağız’ diyerek 11.700 dönüm yüzölçümlü Atatürk Havalimanı’nın yerine dünyanın en büyük şehir parklarından birini yapmayı planladığını söylemişti. Bu şüphesiz ki İstanbul gibi yeşillik fukarası , bir tane bile büyük şehir parkına sahip olmayan bu metropolümüz için büyük ama çok büyük bir olay! O yüzden bu verilmiş söz çok sevdiğimiz ama maalesef belki de dünyanın en az yeşil alanına sahip İstanbul’umuzu beton çölü olmaktan kurtarmaya doğru büyük bir adım olabilir. Atatürk Havalima’nın yerine dünyanın en büyük şehir parklarından birinin yapılmasını destekliyoruz ve isminin de Atatürk Şehir Parkı olmasını arzu ediyoruz.
‘Verilen sözler unutuldu, biz kime inanalım’
Buna karşın daha önceki bir dönemin ulaştırma Bakanı Sayın Elvan, ‘ihtiyaç olacağını’ ifade ederek, ‘Atatürk Havalimanı’nı da kullanacağız’ demişti. Şimdi biz burada kime inanalım? Sayın Elvan’a mı yoksa Sayın Erdoğan’a mı? Doğrusunu söylemek gerekirse Atatürk Havalimanı’nın dünyanın önemli şehir parklarından birine dönüştürülmek istendiğini duyduğumuzda büyük heyecana kapılmıştık, ama maalesef inanamamıştık. Çünkü karşımızda Taksim Meydanı’na bile bir alışveriş merkezi kondurmak isteyen zihniyetle karşı karşıya olduğumuzu gayet iyi bilmekteyiz. Nitekim şu anki Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım yeni havalimanını devreye alındığında Atatürk Havalimanı’nda tarifeli taşımacılık olmayacağını ama bir ‘City Airport’ dedikleri, küçük ve genel ölçekli uçuşlarda, eğitim uçuşlarında, havacılıklaa ilgili etkinliklerde kullanılacağını öğrenmiş bulunuyoruz. Keşke ilk defa olumlu anlamda şaşırsaydık ama her zamanki gibi şaşırtmadınız. Ben merak ediyorum Sayın Topbaş, İstanbul’un belediye başkanı olarak kendisinin de bununla ilgili düşüncelerini öğrenebilir miyiz? İstanbul halkına söyleyecek bir çift sözü yok mu? Aziz Nesin’in dediği gibi ‘Kirli çevre insanın ruhunu kirletir, kirli ruhlar çevreyi kirletir’ diyerek konuşmamı bitiriyor, hepinizi saygıyla selamlıyor, iyi çalışmalar diliyorum.
FİDAN UĞUR-KENT YAŞAM