Evlendiğimin 4. ya da 5. ayı falandı. Bir türlü anlaşamadığımız için evden ayrılmış, eski eşimin aramızı düzeltmek için bir şeyler yapmasını beklediğim günlerdi. Eski ve sevdiğim bir arkadaşımın rahatsızlandığını, aylardır hastanede yattığını öğrendim. Onu ziyarete gitmiştim. Tüm ailesi, akrabaları oradaydı. Zaten birbirlerine çok bağlı bir aileydi. Ben içerideyken kapı her açıldığında, bir kafa uzanıyor ve müthiş endişeli gözlerle arkadaşıma bakmaya çalışıyordu. Çocuğun gözlerinde, hasta annesinin başında beni bırakma diye ağlayan bir çocuğun endişesini gördüm sanki. Gerçekten çok derinden üzüntülüydü ve bu belliydi. O an meşhur replik trajikomik bir şekilde aklımdan geçti: Sevgi neydi? Sevgi iyilikti... O hastaneden çıktığım an hiçbir çabamın o ilişkiye bir anlam kazandırmaya yetmeyeceğine karar vermiştim. (Ö.E, 27)
- Eşim, anneliğimi eleştirmeye başlayıp tekrar bebek sahibi olmak istediğimde "Sen daha buna bakamıyorsun" diyerek zaten zar zor dengede tutmaya çalıştığım kumdan bir kaleye son tekmeyi attı ve boşanmaya karar verdim. (A.U, 41)